Midemde yine bir ağrı. Son 3 ayda artık kronikleşmiş olanlardan. Bu sefer sinirli değilim ama, üzülüyorum sanırım.
Senden başkasıyla mutlu olmak zorunda bıraktığın için üzülüyorum. Seni sevmeme rağmen başka suratlara gülmek zorunda kalıyorum. Bunu sen başlattın, buna üzülüyorum. Bir gün (yakın bir gün) süpriz yapıp kapıma gelsen keşke.
Önüme bakmam gerek belki, etrafımdaki herkes bu yorumu yapıyor. Deniyorum da, ama hep senin kırıntıların, hep senin kırdıkların karşılıyor beni. Lanet olsun ki bu duygu çok canımı yakıyor. Keyfim yerinde bir şeylerle uğraşırken hop bi bakıyorum darmadağın olmuşum. Bunun için bir sinyal almama gerek olmuyor çoğu zaman. Beynimde kıvılcım çakıyor ve dağılıyorum. Doğal sakinleştiricimi almadan önce her şey yolundayken, uyandıktan sonra ağlayasım gelebiliyor mesela.
- Bi duble daha?
Diyorum ki "Hadi Bayram, son hamleni yap!". Sonra diyorum ki "Yapabileceğimin en iyisini yaptım ben, elimden daha iyisi gelmiyor.". Çaresiz kalmak üzüyor insanı. Eli kolu bağlı olmak ne demekse. Ama hala bir şey yapabilirim üzüntümü azaltmak için: Dominik Cumhuriyeti'ni yok etmek!
"Senin varlığın bana yapılmış enteresan bir şaka sanki. Ve ben bu şakaya hala nasıl karşılık vermem gerektiğini arıyorum."
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder